HUKUK DEVLETİNDE DOĞU-BATI, BÜYÜKŞEHİR-KÜÇÜKŞEHİR AYRIMI VAR MI
Evet Kaymakamlık makamından bahsediyoruz. Anayasamızın 126. maddesinde “Türkiye, merkezi idare kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre, illere; iller de diğer kademeli bölümlere ayrılır.” hükmü bulunmaktadır. 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 1. Maddesinde ise “Türkiye, merkezi idare kuruluşu bakımından coğrafya durumuna, iktisadi şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre illere; iller ilçelere ve ilçeler de bucaklara bölünmüştür.” hükmü bulunmaktadır.
Her demokratik ülke gibi Türkiye’de de halk tarafından seçilmiş bir parlamento ve bu parlamentodan güven oy almış bir hükümet bulunmaktadır. Hükümet ise Başbakanın başkanlığında değişik görevler yapan Bakanlardan oluşur. Bakanlar münferiden kamu hizmetlerini yürüten kurumların en tepesindeki kişilerdir. Demokratik olarak iş başına gelmiş olan bir hükümet kamu hizmetlerini ülke sathına dengeli bir biçimde yaymak zorundadır, dolayısı ile sadece başkentte bakanlıkların ve bunlara bağlı kurumların var olması ülke geneline hizmet götürmeye yetmeyeceği için her bakanlık taşrada da teşkilatlanmak zorundadır. Başbakan ve Bakanlar aynı anda ülkenin tüm il ve ilçelerinde olamayacağına göre ülke sathında Başbakan ve Bakanları temsil edecek ve onlar adına görev yapacak iyi yetişmiş kamu görevlilerine ihtiyaç duyulmuştur. Bu kamu görevlileri Vali ve Kaymakamlardır.
5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 4. Maddesinde “İl genel idaresinin başı ve mercii validir” denilmekte ve aynı kanunun 9. Maddesinde ise “Vali, ilde Devletin ve Hükümetin temsilcisi ve ayrı ayrı her Bakanın mümessili ve bunların idari ve siyasi yürütme vasıtasıdır.” Hükmü yer almaktadır.
5442 sayılı kanunun 27. Maddesinde ise İlçe genel idaresinin başı ve merciinin kaymakam olduğu ve kaymakamın ilçede hükümetin temsilcisi olduğu hükümleri mevcuttur.
27.09.1984 tarihli ve 3046 sayılı Kanunla ise Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, mevcut bakanlıkların bölünmesi veya birleştirilmesi, bakanlıkların görevleri, yetkileri ve teşkilatına ilişkin esaslar düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu Kanunun: “Bakanlık taşra teşkilatı” başlıklı 8.maddesinin (a) bendinde “İl valisine bağlı il kuruluşları”, (b) bendinde “Kaymakama bağlı ilçe kuruluşları” denilmiştir.
Sonuç olarak Vali il merkezi ve ilin tüm ilçelerini de içine alan vilayet genel idaresinin başı ve mercii iken, kaymakam ise ilçe genel idaresinin başı ve merciidir.
Türkiye bir hukuk devleti olduğuna göre bu kanun Van,Kars,Adıyaman,Bayburt illeri ve İlçelerinde ne kadar geçerli ise, İstanbul,Ankara,İzmir,Bursa,Adana illeri ve bu illerin ilçelerinde de aynı şekilde geçerli olmalıdır. Ancak durumun fiiliyatta böyle olmadığına ilişkin iddialar çok ciddi boyutta. Batı illerinde ve büyük şehirlerde tam bir Vali egemenliği mevcut olduğu, Kaymakamların ise kendilerine yasal olarak verilmiş birçok haktan yararlanamadığı ve bir çok yetkiyi kullanamadığı iddia edilmekte. Hatta bazı illerde bu durum o derece abartılmış durumda olduğu belirtiliyor ki bir ilçenin Kaymakamı yani o yerin En Büyük Mülki İdare Amiri kendisine gösterilmesi gereken doğal saygıdan bile mahrum kalabiliyor.
KANUNUNİ HAKLARI TALEP ETMEK KAPRİS Mİ?
Bir Kaymakamın devlet geleneği ve yasalardan kaynaklanan doğal saygı görme hakkını talep etmesi bile “PROTOKOL KRİZİ” veya “KAPRİS” olarak değerlendirilebilmektedir. Son örnek ekspresgazete.com adlı internet sitesinde yayınlanan ve Adana’nın yeni ilçesi Çukurova’da Kaymakamın adeta yok sayıldığı bir törenden, işte o haber:
“Protokolde ev sahibi krizi
ADANA - Adana'da Nurten Yetimoğlu Anadolu Bilgisayar Teknik Meslek Lisesi'ndeki açılış sırasında, Vali Yardımcısı Erdem Kıyak ile Çukurova Kaymakamı Abdulhamit Erguvan arasında "ev sahibi" krizi yaşandı.
Merkez Çukurova ilçesinde bulunan Nurten Yetimoğlu Anadolu Bilgisayar Teknik Meslek Lisesi'ndeki fizik, kimya laboratuvarı, tiyatro ve toplantı salonunun açılış törenine Adana Vali Yardımcısı Erdem Kıyak, Çukurova Kaymakamı Abdulhamit Erguvan, İl Milli Eğitim Müdürü Abdulgafur Büyükfırat, Çukurova İlçe Emniyet Müdürü Ahmet Sapmaz ve çok sayıda öğretmen ve öğrenci katıldı. Törende sunuculuk yapan öğretmen, protokolü takdim ederken Çukurova Kaymakamı Abdulhamit Erguvan'ı Vali Yardımcısı Erdem Kıyak'tan sonra okuması gerekirken 4. sırada okuması üzerine Erguvan sinirlendi. Daha sonra sunucu konuşmacıları davet etti. Okul müdürü, okul aile birliği başkanı, İl Milli Eğitim Müdürü ve Vali Yardımcısı sırayla birer konuşma yaparken, Çukurova Kaymakamı Erguvan konuşma yapması için davet edilmedi. Konuşmaların ardından salonları yaptıran hayırsever iş adamalarına plaket töreninde, Vali Yardımcısı Kıyak'ın bütün ısrarlarına rağmen Erguvan plaket vermek için kürsüye gelmedi. Daha sonra salonların açılışına geçildi.
Tiyatro salonunun açılışı sırasında Kaymakam Erguvan yine yerinden kalkmayınca, Vali Yardımcısı Kıyak ısrar etti. Kıyak, daha sonra Erguvan'ı kolundan tutarak açılış kurdelesinin önüne getirdi. Erguvan, Kıyak'ın bütün ısrarlarına rağmen laboratuvar ve toplantı salonu açılışlarında da kurdele kesmeye katılmadı.
Erguvan, basın mensuplarının yaşananlarla ilgili soruları üzerine, "Programı ben düzenlemedim, ev sahibi ben değilim. Ev sahipleri yapsın, o yüzden yani. Plaketleri de programı düzenleyenler versin, ben ev sahibi değilim. İlçe yeni kuruldu. Ben de yeni ilçede çalışmayı öğreniyorum" dedi.
Erguvan, 'Küskünlük mü oldu?' sorusuna da, "Yok hayır" cevabını verdi.
BÜYÜK ŞEHİRLERDE VE BATIDA KAYMAKAMLAR HANGİ YETKİLERİNİ KULLANAMIYOR HANGİ HAKLARDAN YARARLANAMIYOR
A-EMNİYET VE ASAYİŞ YETKİLERİNİN PASİFİZE EDİLMESİ
Anayasamıza göre, idari makamlar kullandıkları yetkiyi kanundan almaktadırlar. Kanuni idare ilkesi uyarınca, idarenin yetkileri ve bu yetkiyi kullanacak makamlar da kanunla belirlenir. İdari işlemlerin hukuken geçerli sayılabilmesi için kararların kanunla yetkili kılınan makam ve kişilerce alınması şarttır. İdari makamların işlemin yetki unsuru üzerinde takdir yetkisi olamaz. Önleyici kolluk yetkisinden bahsedilirken kanunlar ve bu kanunlara dayanılarak çıkarılmış diğer mevzuatta önleyici kolluk yetkisini kullanacak belli unvana sahip kişilerden söz edildiğinden, bu yetkinin kişilere bağlı münhasır bir yetki olduğu kuşkusuzdur. Sonuç olarak yasalar gereği kişiye bağlı olan önleyici kolluk yetkisinin bizzat o yerin en büyük mülki amiri tarafından kullanılması zorunludur.
1-KANUN NE DİYOR UYGULAMA NASIL 5442 sayılı Kanunun 32. Maddesine göre, Kaymakam, ilçe sınırları içinde bulunan genel ve özel kolluk kuvvet ve teşkilatının amiridir; Suç işlenmesini önlemek, kamu düzen ve güvenini korumak için gereken tedbirleri alır. Bu maksatla Devletin genel ve özel kolluk kuvvetlerini istihdam eder. Kanun, tüzük, yönetmelik ve Hükümet kararları hükümlerinin yürütülmesi için emirler verir. Bu teşkilat amir ve memurları kaymakam tarafından verilen emirleri derhal yerine getirmekle ödevlidir; İlçe sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının tasarrufa müteallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi kaymakamın ödev ve görevlerindendir. Bunları sağlamak için kaymakam gereken karar ve tedbirleri alır; Kaymakam, memleketin sınır ve kıyı emniyetiyle ilgili bütün işleri yürürlükte bulunan hükümlere göre sağlar ve yürütür. 3-300.000 KİŞİLİK İLÇEYE 3. SINIF MÜDÜR Anadolu’da nüfusu 30.000’i bulmayan illerde 1.Sınıf Emniyet Müdürleri görevlendirilirken İstanbul’un 300.000’i aşkın nüfusu olan ilçelerinde 3. Sınıf Emniyet Müdürleri görev yapıyor. Merkezde ise 800’den fazla birinci sınıf emniyet müdürü pasif görevde değerlendiriliyor.
Ancak bahsedilen görevlerle özellikle de büyükşehirlerde ilçeye gelen kolluk ekiplerinin kanun hükmüne uygun davrandıklarını söylemek oldukça güçtür. B-BATI İLLERİNDE ÖZLÜK HAKLARI 1- KONUT Kamu Konutları Kanununa bakalım, bu kanun hazırlanırken temsil özelliği olan makam sahipleri belirlenmiş ve kendilerine konut tahsis edilmiştir. Konutun tahsis edilme nedenin kişinin bulunduğu makamın temsil özelliği olduğu açıkça belirtilmiştir: 2946 sayılı Kanun Madde 3/a: Özel tahsisli konutlar; yönetmelikte belirlenecek temsil özelliği olan makam ve rütbe sahiplerine tahsis edilen özel nitelikli konutlardır. İşte o yönetmelikteki Özel tahsisli konutların tahsis edileceği temsil özelliği olan makam sahipleri: 1 - Bakanlar, 2 - Yüksek Yargı Organları, 3 - Yüksek Öğretim Kurulu Başkanı. 4 - Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri, 5 -Müsteşarlar ve Başkanlık Müsteşarlığından emekli olanlar. 6 - Diyanet İşleri Başkanı, Merkez Bankası Başkanı, 7 - İl Valileri, Emniyet Genel Müdürü (Vali) 8 - Kaymakamlar, Ancak büyük şehirler ilçelerindeki Kaymakamların çoğu temsil yeteneğinden son derece uzak apartmanlarda ikamet etmek zorundalar. İl Valileri’nin yukarıdaki yetki yönünden pasifleştirilmiş eski meslektaşlarının bu konudaki sorunlarına eğilip eğilmediği de araştırılması gereken bir husustur. Unutulmamalıdır ki hiçbir Kaymakam kendi zevki için iyi bir konutta oturmak istemez buradaki tek amaç kanunda tanımını bulan “temsil özelliği olan makam ve rütbe sahipleri” cümlesinin anlam kazanmasıdır. 2-TAŞIT 237 Sayılı Taşıt Kanununda Makamına taşıt tahsis edilen kurumlar tek tek sayılmıştır: (2 sayılı Cetvel) Başbakanlık, Başbakanlık Müsteşarlıkları, Askeri Yargıtay Başkanı, Üniversite Rektörleri, Diyanet İşleri Başkanı, Askeri Yargıtay Başsavcısı,Genelkurmay 2 nci Başkanı,Kara, Deniz, Hava Kuvvetler Kurmay Başkanlıkları, Ordu, Kolordu, Tümen, Donanma, Hava Kuvvet ve Yurt İçi Bölge Kumandanlıkları,Harb Akademileri Kumandanı, Jandarma Genel Kumandanı, General veya amiral rütbesi ile fiilen işgal edilen diğer bütün makamlar, Bakanlıklar Müsteşarları, Emniyet Genel Müdürü Ankara, İstanbul, İzmir Emniyet Müdürlükleri, Kaymakamlıklar. Valilik Ve Kaymakamlık Büroları Kuruluş, Görev Ve Çalışma Yönetmeliği’e göre il ve ilçelerde aşağıdaki bürolar bulunur denmektedir.
A) Özel Kalem Müdürlüğü (İlçede Büro Şeklinde)
B) Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü (İlçede yok)
C) İdare Kurulu Müdürlüğü
D) Yazı İşleri Müdürlüğü
E) Mahalli İdareler Müdürlüğü
F) Planlama ve Koordinasyon Müdürlüğü G) Hukuk İşleri (İlçede Yok)
Her biri Türkiye’deki illerin yarısından nüfus olarak büyük olan çok büyük ilçelerde dahi bu büroların bir çoğunun tek ya da iki personelle idare edildiği ve Kaymakamlıklarda yetişmiş personel sıkıntısı çekildiğinin gözlemlendiği belirtilmekte.
Amirler.NET Bir sonraki makale: