Samsun Vali Yardımcısı Mesut Taner Genç, Beytüşşebap" ta kaymakamlık yaptığı günlerde yaşadıklarını kaleme aldığı “P.K.K İle Mücadele Günlüğü” kitabını neden yazdığını kaleme aldı.
Köy ziyaretleri yapmamamı asla normal bir kaymakam gibi davranmamam gerektiğini, çünkü devletin ve güvenlik kırsalı tamamen terk ettiğini söyledi. Devlet olarak neredeyse il ve ilçe merkezlerinde tutunulmaya çalışıldığını da eklemeyi unutmadı. Bu müthiş itiraf kısaca şu demekti. Dost bilinen, devlete yakın aşiretlerin hakim olduğu yerlerdeki birtakım askeri birliklerimiz ile il ve ilçe merkezlerinin dışındaki bütün köyler, kırsal alanlar ve yollar PKK"nın hakimiyetine terk edilmişti.
Devletin idari makamlarında bulunan kişilerin, terörle mücadele konusundaki deneyimlerini şimdiye kadar kimsenin yazmadığını ve terörle mücadele konusunun sadece askerin işiymiş gibi algılandığını kitabında belirten Vali Yardımcısı Genç, hakkında bilinmeyenleri siz Gazeteniz Halk okuyucuları için yayınlıyoruz. İşte bir devlet adamının ağzından çarpıcı gerçekler:
Dağ zirvelerine operasyonların sonuçları yeterli değildi:
Örgütün yaz ve kış ayları boyunca, yıllardır değişmeyen aynı noktalardaki sığınak ve mağaralarda üslendikleri yörede bulunan herkes gibi bizim güvenlik kuvvetlerimiz tarafından da iyi bilinmektedir. Peki bu mevkilere operasyon yapılmıyor mu? Elbette yapılıyor. İlçede görev yaptığım sürede örgütün ağırlıklı olarak üslendiği Kato, İncebel, Karacadağ, Tanin-Tanin dağlarının zirvelerine yapılan birkaç operasyonu yakından izleme ve değerlendirme imkanı buldum.
Söz konusu bu noktalara operasyon kararı alınmakla birlikte, önce birliklerimizde bir hareketlilik yaşanıyordu. Takviye amaçlı birlikler bölgeye kaydırılıyordu. Korucu timleri toplanmaya başlıyordu. Bu hazırlıklar birkaç gün devam ettiğinden, artık ilçede sağır sultan bile, kolayca tahmin edilen hedeflere, bizim birliklerimiz tarafından operasyon yapılacağından haberdar oluyordu. Tabi örgüt de bunu duyuyordu.Yani bu hedeflere asla şok bir baskın yapılamıyordu.Örgüt çoğu zaman haberli oluyor ve zirvelerden,bizim yaklaşan grubu izliyordu. Eğer gelen grubun kendilerinden çok fazla yüksek ateş gücüne sahip olduğu değerlendirmesini yaparlarsa mevzilendikleri noktalardan, yanlarında bulunan stratejik malzemelerden götürebilecekleri kadarını alarak arkalara çekiliyorlardı.Bazen de bizim birliklerin öncü ve yan kollarına saldırma veya onların ana grupla bağlantısını kopararak onları çembere almaya çalışma gibi eylemlerle karşılık veriyorlardı.Olumsuz bir durum yaşanmaz ise birliklerimiz söz konusu zirveleri genellikle herhangi bir çatışma yaşanmadan ele geçiriyordu.Tabii bu arada zirvede örgüt mensuplarından kimse kalmamış olmaktaydı.Birliklerimiz bu zirvelerde genelde bir ay süre ile kalmakta ve arama tarama faaliyetlerinde bulunmakta idiler.Zirvede geçen bir aylık süre sonunda tekrar üs merkezine dönüş başlıyordu.Bizim birliklerin çekilmeye başladığı anda örgüt de eski bıraktıkları noktalara dönmek üzere harekete geçiyordu.Bizim unsurlarımız daha birliklerinin kapısından girmeden örgüt eski mevzilerine yerleşmiş oluyordu.Öte yandan çatışmaların çoğu örgüt mensuplarının inisiyatifinde başlıyordu.Yani örgüt türlü sebeplerden dolayı çatışma istemediği durumlarda gayet kolay geri çekilebiliyordu.
Burada kesinlikle bir yanlış anlamayı önlemek için, şunu da ifade etmek lazım. Birliklerimizin yapmış oldukları kahramanca mücadeleyi küçümsemek gibi bir amacımız asla olamaz, böyle düşünülmesinden de hicap duyarız. Sadece, dağların yüksek zirvelerine yapılan bu tür operasyonların çok verimli sonuçlar vermediğini vurgulamak istiyoruz.
Keşif, Gözetleme, Sızma Grupları
Terör örgütü mensupları herhangi bir yere eylem yapmadan önce, uzun süre eylem yapılacak yerde keşif ve gözetleme yapar.Bir seferinde ele geçirilen bir örgüt mensubunun üzerinden çıkan not defterinde okumuştum.Bir askeri karakolumuz yaklaşık bir ay süreyle,günde 24 saat izlenmiş ve notlar alınmıştı.Falanca ay,falanca gün, saat 09:00-11:00,13:00-15:00 arası gibi yapılan gözetleme sonuçları diye not tutulmuş.O saatlerde karakola giren resmi ve sivil araç sayısı,araçların cinsi hatta plakası,karakoldaki askerlerimizin nöbet ve devriye görevlerindeki kişi sayısı,günlük rutin faaliyetleri,hangi mevkilerde nöbet tutulduğu,nöbet değişim saatleri,değişimin nasıl yapıldığı,silahları,konvoy çıktığında kaç araç olduğu,en ince ayrıntılarına kadar izlenip notlar tutulmaktadır.Teröristlerle karşılıklı olarak devam eden çatışmalarda ,bizim unsurlarımız dikkatlerini karşı tarafa, ateş gelen tepelere yoğunlaştırdıkları sırada,mobilize sızma grupları da bizim mevzilerin çok yakınına,el bombası atma mesafesine kadar sürünerek ilerliyorlardı.Genelde önce el bombaları,sonra da roket ateşi ile mevzilerimizdeki güvenlik güçleri şehit ediliyordu.
Örgüt karakol köy baskını veya askerlerimize pusu vb eylemlerde bulunacağı zaman bizim unsurlarımızın tüm davranış biçimlerini ve konumlarını pusu noktalarını vb neredeyse ezbere bilmektedir. Özellikle güvenlik unsurlarımıza timlerimize karakollarımıza yapılan baskınlarda kaç askerin hangi saatlerde hangi pusu noktasında ne tür silahlarla görevde olduğundan haberdardır. Baskınlarda hangi pusudaki hangi askerlerimizi kaç kişinin hedef alacağı önceden bellidir. Bizim unsurlarımızın her konumu onlar tarafından en ince ayrıntısına kadar bilinirken örgüt mensupları bizler için her zaman bilinmeyen olmaktadır. Keşif ve gözetleme avantajının örgüt mensuplarında bulunması en güçlü donanımlı birliklerimizi bile zayıf konuma düşürebilmektedir. Yani bizim unsurlarımız özellikle de sabit unsurlarımız sürekli gözetlenen bir av konumunda teröristler de saldırmak için avının zayıf anını bekleyen ve gözetleyen avcı konumunda olmaktadır.
.
Terör örgütü nasıl etkisizleştirilir?
PKK terör örgütünün silahlı dağ kadrolarının en güçlü olduğu zamanlarda bile, ülke sınırlarımız içindeki sayıları, kesin olmamakla birlikte 3000 sayısının üstüne çıkmaz. Haydi, fazladan 1000 kişi de biz ekleyelim ve farz edelim ki 4000 kişi olsun ki gerçek rakam, bu sayının altındadır. Bu kadrolar da toplu olarak bir merkezde değil,kendilerinin sözde eyalet diye tanımladıkları 11 bölgeye dağılmış vaziyettedir.Yoğunluk gösterdikleri illerdeki sayılarının fazlaca olacağını hesaba katmadan,toplam sayılarını 11 ile dağıttığımızda ,kabaca her ile 350 terörist düşer.
Örgüt tarafından saklanma, barınma ve üs merkezleri olarak kullanılan yüksek zirvelerdeki söz konusu hedeflerin, bizim birlikler tarafından ele geçirilip yaz kış sürekli olarak denetlenmesi gerekir. Bunun için yaşları 22–25 arasında olan askerlerden 5000-7500 kişilik bir birlik oluşturulmalıdır. Seçilen özel birlik, en az bir yıl boyunca gerilla harbi taktik, usul ve stratejilerinin öğretileceği bir merkezde eğitime tabi tutulmalıdır. Kışlalarının ve eğitim alanlarının Foça, Kayseri gibi yerlerde değil de, bölgenin psikolojik ve doğal şartlarına alıştırma olması için Şırnak, Siirt, Hakkâri üçgeni içinde yer alan bir alanda konuşlandırılması temin edilmelidir. Örgüte karşı yapılacak her türlü operasyon yetkisine sahip, tek bir komutan merkezine bağlı olmalıdırlar. Bu birliklerin her mangasında doktor, sıhhiyeci, ve teknik uzmanları da olmalıdır ve devletin yanında yer almış kendilerini her şekilde ispatlamış korucu ailelerinin çocukları da dahil edilmelidir ki, bu kişilerin yöreyi tanıma ve bilme avantajlarından faydalanılsın. Aynı şekilde, her mangada Kürtçe bilen birisinin bulunması sağlanmalıdır. Rehberleri eşliğinde, kış ayları boyunca, kendi imkânları ile hazırlayacakları mağara, sığınak, çadır, gibi barınaklarda kalarak coğrafyaya alışacaklardır. Birliklerimiz asla sabit noktalarda durmayacak, gece gündüz sürekli hareket halinde olacaklardır. Her türlü hava desteği talepleri için helikopter ve gerekirse uçak imkânları derhal temin edilecektir. Özel birlik mensuplarına, görev yaptıkları sürece tatminkâr bir ücret ödenecektir. Şehit veya gazi olmaları durumunda, bakmakla yükümlü oldukları yakınlarına, ilkokul öğreniminden başlayarak yüksekokul öğrenimi de temin edilmek üzere, her türlü sosyal imkânlar ve güvenceler sağlanacaktır. Bunun için özel üniversitelerde ve vakıf üniversitelerinde kontenjanlar ayırtılması sağlanabilir.
Söz konusu bu özel birlikler terör örgütünün yoğun olarak odaklandığı illerde dağların kritik zirvelerine 20-30 ar kişilik timler halinde ve karşı güçlerin yoğunluğuna göre belirlenecek sayılarda ve en az bir yıl sürekli biçimde o dağlarda kalacak şekilde bırakılmalıdırlar. Söz konusu bu timler hiçbir zaman sabit noktalarda kalmayıp kendi sorumluluk alanları içinde gece gündüz sürekli hareket halinde olacaklardır. Ne zaman nerede oldukları veya nerede ortaya çıkacakları hiçbir şekilde bilinmeyecek olan bu timlerimiz ayak basmadık nokta bırakmadan tüm tepeleri ve saklanabilinecek kuytu zirveleri denetimleri altına alacaklardır. Yani av durumundan avcı konumuna geçmiş olacaklardır.
Devletimiz isterse bu yapılanmayı her zaman yapabilecek kudrettedir. Terör ve terörden dolayı kaybedilen şehitlerimiz, geride kalan sakat gençlerimiz, gözü yaşlı kimsesizlerimizle birlikte, uğranılan ekonomik kayıpları düşündüğümüzde, terör örgütlerini etkisizleştirecek böyle bir yapılanmanın ülkemize, devletimize sağlayacağı sonsuz fayda ölçülemez bile.Şu anda devam eden güvenlik önlemlerinin ve sağlanan alan hâkimiyetinin yanında bu tür bir yapılanmaya gidildiğinde, yurtdışında ordu yapılanmasına da gitseler, ülke içinde kafalarına gerçek bir balyoz inecektir. Bu yapılmadığı sürece, diğer tedbirlerin pek bir değeri ve inandırıcılığı da kalmaz ve hatta diğer ek önlemleri almak bazı durumlarda ülke için daha da mesele olabilir. Ülkemiz içinde yuvalanan terör grupları bitirilemediği sürece, bir takım dayatmaların geleceği kaçınılmazdır. Sırıtarak ve ağızlarından salyalar akıtarak teklifler
sunacaklardır. "İşte bakın bitiremiyorsunuz, o zaman oturup anlaşın, gelin barış yapalım". O anlaşma ki, önce genel af, anayasada kurucu ortaklık, federasyon ve neticede bağımsızlık talebidir. Hem bu yapılanma sadece PKK terör örgütü için olmayıp, Haçlı ruhunun
hedefi olan milletimizin ileriki yıllarda karşılaşabileceği muhtemel
tehditler ve tüm düşmanlarımız için caydırıcı bir güç olarak varlığını
sürdürecektir. Elbette terörle mücadele sadece dağdaki silahlı unsurlarla yapılan
savaştan ibaret değil. Mücadelenin ekonomik, psikolojik, sosyal, siyasi ve diplomatik boyutları da var. Ama özellikle ülke içinde can ve mal güvenliği tesis edilmedikçe, yani teröristler etkisiz hale getirilmedikçe diğer önlemler işe yaramaz hale gelir. SON
Osman SARISAKAL
Kitap hakkında
Bu kitapta ilk defa olarak devletin idari kademelerinden bir bürokrat, Güneydoğu"da PKK ile mücadelede yaşadıklarını Türk halkıyla paylaşıyor. Terörle mücadelenin en yoğun olduğu 1993-1995 yıllarında, kaymakam olarak görev yaptığı Şırnak"ın Beytüşşebap ilçesinde, devletin bir temsilcisi sıfatıyla yüklendiği büyük sorumluluğu ve yüzleşmek zorunda kaldığı acı hakikatleri anlatıyor. Mesut Taner Genç"in mücadele günlüğünde dikkat çektiği noktalardan bazıları şöyle:
- Devlet görevlisi olarak bölgede cesaret ve öz güvenle dolaştım. Her saatte her bölgeye girdim. Halka ve örgüt mensuplarına “Kimseden korkumuz yoktur” mesajını vermeye çalıştım.
- Yöre halkı için futbol müsabakaları, müzik dinletileri, eğlence akşamları düzenledim. Liselerde derslere girdim, öğrencilerle konuştum. İnsanımıza ilgi, muhabbet ve güven vermeye çalıştım.
- Bölgeye atanan askerî komutanların veya özel timin icraatlarını yetersiz bulduğumda bunu gerekli makamlara dile getirmekten çekinmedim. Gerekli olan bölgelere operasyon yapılmadığında emrimdeki polislerle ben devreye girdim.
- Örgüt yanlısı köylere ve militanlara fırsat vermedim.
- Örgütü besleyen uyuşturucu ve canlı hayvan kaçakçılığının mutlaka önünün alınması gerektiğini müşahade ettim.
- Örgütün faaliyetlerine yönelik düzenli olarak sürdürdüğüm istihbarat çalışmasından büyük fayda gördüm. - İyi seçilmiş profesyonel askerlerle, iyi bir stratejiyle ve devletin bütün kademelerinin el ele vermesiyle PKK"nın bitirilmesinin an meselesi olduğunu anladım.
Kitapta Mesut Taner Genç"in örgütle sıcak çatışma sırasında yaşadığı dehşet anları ile yakın dostları Yüzbaşı Hüseyin Güvercin ve Üsteğmen Osman Güzel"in şehit edilmelerinin yarattığı şok etkisi de anlatılıyor.
http://www.halkgazetesi.com.tr