Karakter Boyutu A A A
'Entelektüel Bürokratlar'
17 Haziran 2010 Perşembe 12:13

Değişimin öncüleri 'entelektüel bürokratlar' Toplumsal Gelişim ve Dayanışma Derneği Başkanı Recep KORKUT'un makalesi.
Türkiye'de bürokrasi, bazı entelektüel bürokratlar öncülüğünde yeniden bir yapılandırma sürecine girdi. Türkiye, özgür bir toplumun devletinin geldiği standartlar ile tanışırken devlet adamları da artık devlet gibi düşünüyor.
 
Türkiye'de bürokrasi, resmi ve kalıplaşmış ezber teamüller, hamasi ve otoriter bürokrat geleneği ve kendisini korumak için hukuki ve etik kuralları hiçe sayan bir "devlet aklı" romantizmi kutusunda kapalı kalmıştır. Bugünlerde bu kutu açılıyor. Türkiye entelektüel bürokratlarla tanışıyor. Bu yeni entelektüel hassasiyeti üst düzeyde olan bürokratlar, Türkiye'de alışılagelmiş bürokrat kesimden çok farklı. Bu yeni zümre hamasete batmış biçimde "hep devletçi" değil aydın ve bilinçli; iş ve icraatlarda kağıt üzerinde hedeflerini saptayıp adeta zorlayıcı bir vesayet savaşına gömülerek işi tekelci ve bütüncül olarak ihale etmek yerine halkın eğilimlerini derleyip, faydacı ve ampirik süzgeçlerden geçirmeyi temel alıyor. Hızla ve sürekli değişen Türkiye'de az farkında bu zümrenin doğuşu ise devletteki yapısal değişimde saklı.
Türkiye'de devlet, bugüne dek alışılageldiği üzere, toplumun hizmetindeki bir kurum değil, aksine topluma hükmeden, boyun eğdiren bir yapıya bürünmüştür. Bugünkü entelektüel bürokratlardan oluşan zümrenin doğuşu işte bu devlet olgusundaki kırılmada yatıyor.
 
HİKMET-İ HÜKÜMETTEN DEVLET AKLINA
 
Türkiye'de bürokratik işleyiş bugüne dek 'devletin bekâsının' her şeyin önüne geçtiği memleketimizde bir "devlet aklı" dogmatizmi üzerinden yürümüştür. Osmanlı'daki "hikmet-i hükümet" anlayışının devamı olan devlet aklı, aslında Türkiye'de modernleşmenin de inşacısıdır. Ancak sıklıkla toplumsal çıkarlarla devletin çıkarları çeliştiğinde kolaylıkla devleti önceleyen devlet dogmatizmine mahal vermiştir. Bugün değişmeyen başlayan tam olarak bu. Gözlemleyen, hüküm veren ve icra eden hür bir devlet aklının bugün tezahür ettiğinin en somut göstergesi de entelektüel bürokratlar oldu.
Toplumsal oluşuma, demokratik girişimlere olanak ve öncelik tanıyan uygulamalarıyla bilinen Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala, bilimsel angajmanı ile önce çıkmaya başlayan müstakbel MİT Müsteşarı Hakan Fidan, halkla kurduğu yakın ilişki ile gittiği her yerde gönüllere taht kuran Erzurum Valisi Sebahattin Öztürk ile Muammer Türker, Halil İbrahim Akpınar ve sistematik/pratik işleyen yönetim tarzıyla Âlim Barut gibi bugünün ampirik (deneyimci) ve rasyonalist bürokratları Türkiye'yi "entelektüel bürokrasi" ile tanıştıran ilk isimler. Öte yandan bu yeni entelektüel hassasiyetleri üst düzeyde olan bürokratların önceliği ise, tek bir "devlet aklı" yerine demokrasinin ürettiği devlete dair akılların varolabileceği bir alanın mevcudiyetini kabul eden bir anlayıştır. Burada kendini yenileme misyonuna sahip olduklarını da eklemek gerek. Buna paralel olarak bürokrat kesimde özellikle de mülki idare amirlerinde master ve doktora yapma eğilimi de giderek artıyor.
 
BÜROKRASİDEKİ EZBER BOZULUYOR
 
James Howel "Dünyayı idare edenler, dirilerden çok ölülerdir" diyor. Yani idare, geçmişin kalıntıları üzerinde yürüyen bir mekanizmadır. Ancak geçmişin mirasının bugüne ve geleceğe ilişkin şeylerle sindirilmesi de gerek. Değişen devlet sistemine ayak uyduran bürokratlar bu açıdan manidar. Efkan Ala'nın Diyarbakır Valisi iken söylediği "yeni yönetim tekniklerini devreye sokmak"tan kastı da bu olsa gerek. Bu bence tam olarak bir ezber bozma işidir. İşte bugün Türkiye'de bürokratik kesimdeki bu yeniden yapılanma süreci de bir ezber bozmadır.
Bunlardan biri de bürokrasinin artık "ben" değil "biz" demesi. Son dönemin en başarılı bürokratlarından biri olan Vali Sebahattin Öztürk "Vali her şeyi bilemez ama bir işi iyi yapacak kişiyi bilmelidir" diyor. Müsteşar-Vali Efkan Ala'nın şu ifadeleri de buna paralel: "Sorunu ben tek başıma tespit edersem olur mu? Birlikte tespit etmeli ve çözüm yollarını bulma konusunda yöntem mutabakatı sağlamalısınız. O zaman, yöntemi uygularken karşılaştığınız sorunlarda o kesimleri yanınızda görürsünüz". Öztürk ve Ala'nın ortak bir başka özelliği de Karl Popper'in Açık Toplum ve Düşmanları kitabından yola çıkarak açık ve şeffaf bir toplum algılarının olması.
 
DEĞİŞİM DURMAYACAK
 
Kısacası, Türkiye'de bürokrasi, bazı entelektüel bürokratlar öncülüğünde yeniden bir yapılandırma sürecine girdi. Türkiye, özgür bir toplumun devletinin geldiği standartlar ile tanışırken devlet adamları da artık devlet gibi düşünüyor. Halkını tüketen "halka rağmen" devlet mantığı yerini "halk için devlet" anlayışına terk ediyor. Devleti devlet yapan kanunlar da artık korkuya mahal vermeden saygı görmeye başlarken halk artık kendisi için olan kurumlardan itibar görüyor. Bitirirken şunu da ifade etmek gerekir ki; Türkiye'de devlet de artık itibar kazanıyor. Bu devletin güçlüleşmeye başlamasına değil devletin modern devlet olmanın gerektirdiği işlevleri yerine getirmesine, güçlü, üretken ve verimli olmasına tekabül ediyor. Bunun Türkiye'nin değişim sürecinde vuku bulması da tesadüf değil.
 
* Toplumsal Gelişim ve Dayanışma Derneği Başkanı
   Recep KORKUT recepk85@gmail.com
 
Yeni Şafak

2953 defa okundu...
metin sahin       dagın ardındaki kaymakamlar   04 Ağustos 2010 Çarşamba 18:37
Benim için en entellektuel gerçekçi kaymakamnlar dagın ardında çalışianlardır.Sesleri duyulmasa bile.Bir zamanlar ben de dagın ardında çalışan ÇAMARDI kaymakamıydım.Demirkazıgın ardında.Emekli oldumO kazık hala yerinde duruyor.Bir de DEMİRKAZIKTA AKŞAM şiirim.
kamil kamu       hariçten gazel   19 Haziran 2010 Cumartesi 15:41
Recep Korkut efendi hariçten gazel okuyor. O bahsini ettikleri entellektüel olduklarından o makamlarda değiller. O makamda olduklarından entellektüel zannediliyorlar. Mülkiye sıralarında okutulan kitaplarla entellektüel olunuyorsa ben de entelim ama sesim cıkmıyor naparsın. Yasim da kücük makamım da. Kim duyar ki dagın ardında calişan kaymakamın sesini. Entellermiş. Yesinler.
metin sahin       iktidarda olanın...   17 Haziran 2010 Perşembe 15:58
İktidarda olanın herd dediğini yaparsan entelektüel de olursun ..Hatta herşey de olursun.Hele bir de tarişkata dayamıssan sırtını.O zaman çifte kavrulmuş.Ya bi de gülen olursan?
ahmet keskin       yüzeysel bir değerlendirme olmuş   17 Haziran 2010 Perşembe 12:57
baskıcı ve kalıpçı devlet geleneklerini eleştirerek bu formatın dışına çıkmaya çalışan ve belli ölçüde çıkarak ufuk açan nice bürokrat olmuştur ülkemizde..hatta iktidar gücünü kullanan siyasi partilerin yönetici kadrosuna eleştirel tavır koyabilen bürokratların sayısı az değildir..bugün yazıda adı geçen bürokratlardan hangisi "her söylediği tartışılmaz,test edilmez,kelimesi dahi değiştirelemez"olan parti otokratlarının uygulanma kabiliyeti olmayan "direktiflerine" cesurca eleştirel yaklaşabilmişleridir? sayılan "ezber bozan" bürokratların yaptıkları otokrat parti liderlerinin belirtilen vasıftaki söylemlerini "hoş görünmek" saikiyle tekrarlamaktan öteye geçememiştir.Recep korkut bey'den rica ediyorum:böyle bir çıkarımda bulunacaksa tüm bürokrasi tarihini kapsayacak araştırarak bunu yapmasıdır..otokrat liderlerin uygulama kabiliyeti ve ülke koşullarına uygun olup olmadığını düşünmeden siyaseten söylediği her "ham fikre" sahip çıkarak onları daha yağcıl bir üslupla tekrarlamak onları "özgün/özgür bürokrat"yapmaktan ziyade,sahibini sesi bürokrat yapar..
Çok okunanlar Çok yorumlananlar
Son 1 gün içinde eklenmiş haber bulunamadı.
Son 1 gün içinde yorumlanmış haber bulunamadı.
» Tüm yazarları göster
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
Tüm hakları sakldır
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Amirler.NET - İdarenin NET Sesi
Telefon:
Eposta: iletisim@amirler.net