Karakter Boyutu A A A
%89.4 JANDARMAYA SİCİL VERELİM
07 Şubat 2010 Pazar 16:52

Jandarmanının Mülki İdareye bağlılığnın kağıt üstünde bir kural olduğu Türkiye'yi biraz tanıyan herkesin bildiği bir gerçek...
 
Bugün Gazetesinden Gülay Göktürk'ün köşe yazısı:
 
EMASYA Protokolü artık yok. Yakında İç Hizmet Kanunu'nun 35 maddesi de tarihten silinecek.

Milli Güvenlik Siyaset Belgesi de bambaşka bir şekil alarak şimdiye kadarki kullanış amacına hizmet etmeyen bir belge haline gelecek; yani fiilen yok olacak.

Bütün bunlar, Türkiye'de rejimin yaşadığı büyük dönüşümün tezahürleridir. 1923'te kurulan yarı demokratik yarı askeri rejimin yerini sivil ve demokratik bir rejimin alması olarak tarif edebileceğimiz sürecinin adımlarıdır. Bu süreç geri dönülmez bir süreçtir. O yüzden de eski düzeni korumak isteyen sivil-asker bütün kesimlerin artık gerçekçi olmaya başlamalarında; değişimle inatlaşmayı sürdürmek yerine; devletin geçirdiği bu transformasyona uyumlu bir sivil-asker ilişkisinin nasıl oluşturulacağını, ordunun bu yeni döneme uyum sağlaması için neler yapılması gerektiğini ciddi ciddi düşünmeye başlamasında yarar var.

EMASYA Protokolü'ne dönersek;

Evet, bu protokol 28 Şubat rejiminin sembollerinden biridir ve kalkması sadece pratik sonuçları açısından değil, sembolik açıdan da önemlidir. 28 Şubat'ın bin yıl süreceğini uman sivil asker bütün kesimler açısından öğreticidir.

Ama biliyoruz ki, sorunumuz EMASYA Protokolü'nün kalkmasıyla bitmiyor. Karşımızda iç güvenliğin sivilleşmesi gibi çok daha büyük ve kapsamlı bir sorun var.

Daha temelde sorulması gereken soru şu: Askeri bir yapılanma olan jandarmanın iç güvenlikteki rolü demokratik bir rejimde kabul edilebilir bir durum mudur?

Parçası olmaya çalıştığımız Avrupa Birliği normlarına göre (Mesela Avrupa Konseyi Polis Etiği Kuralları'na göre) iç güvenlik hizmetleri sivil otoritenin emir ve denetimi altında yürümesi gereken sivil bir hizmettir. Bunun da ötesinde, iç güvenlik sektörünün hizmetlerinin denetimi sadece merkezi hükümetin yerel temsilcileriyle de sınırlı değildir; sivil toplumun katılım ve denetimine de açık olmalıdır.

Oysa bizde, iç güvenlik sektöründe jandarmanın ağırlığına baktığımızda, Jandarma Genel Komutanlığı'nın asayişi sağlamakla görevli olduğu alanın 2005'te Türkiye yüzölçümünün yüzde 91'ini kapsadığını görüyoruz. Deniliyor ki, bizim mülki idare sistemimizde jandarma birimleri illerde valilerin, ilçelerde ise kaymakamların -yani sivil otoritenin- emir ve denetimi altındadır. (Yani sivil otoriteye bağlılık şekli olarak sağlanmıştır.)

Oysa bunun kağıt üstünde bir kural olduğu Türkiye'yi biraz tanıyan herkesin bildiği bir gerçek. Çünkü jandarma birimleri kağıt üzerinde illerde valilere, ilçelerde kaymakamlara bağlı olsa bile, Jandarma Genel Komutanlığı Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bir parçası ve örgütlenme biçimi, terfi ve sicil sistemi, personel eğitimi ve öğretimi açısından Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı.

Peki biz, sicil amiri Jandarma Genel Komutanlığı olan bu birimlerin mahalli sivil otoritelere bağlı olarak çalışabileceğine; valiler ve kaymakamlar tarafından yönetilip denetlenebileceğine nasıl inanırız? Daha da ötesine geçerek bu güçlerin Avrupa normlarının öngördüğü gibi şeffaf olabileceklerine, sivil toplum kuruluşlarının katılımına ve denetimine açık olabileceklerini nasıl umabiliriz?

Nitekim, mülki ve idare amirleri de bunun mümkün olmadığını düşünüyor. İçişleri Bakanlığı Strateji Merkezi ve Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin birlikte yürüttüğü bir araştırmanın sonuçlarına göre ( Mülki İdare Amirleri Araştırması) mülki idare amirlerinin yüzde 84.1'i kolluk güçleri üzerindeki yetkilerinin yetersiz olduğunu düşünüyor. İstenen yetkiler arasında özellikle "jandarma üzerinde sicil ve disiplin yetkisi" yüzde 89.4 ile öne çıkıyor.

Kısacası, iç güvenliğin sivillerin denetiminde olması jandarmanın bugünkü yapısıyla mümkün değil. Gerçek durum, ordunun jandarma üzerinden İçişleri Bakanlığı bünyesindeki polis teşkilatına paralel bir görev alanı oluşturmuş olduğu gerçeği... Üstelik bu görev alanı sürekli olarak genişletilmeye (EMASYA protokolü örneğinde olduğu gibi) çalışılıyor; polise görev devri söz konusu olduğunda büyük bir direnç gösteriliyor.

Jandarma bu yapısıyla Türk Silahlı Kuvvetleri'nin rejim üzerindeki siyasi rolünün birincil araçlarından birisini oluşturuyor. (Murat Aksoy, Jandarma, s. 213, Almanak Türkiye 2006-2008, TESEV)

Demek ki, EMASYA Protokolü'nün iptali, Türkiye'nin jandarma sorununu çözmesi için yapılacak işlerin sadece başlangıcıdır. İç güvenliği sivillerin denetimine almak ve Avrupa standardına getirmek için daha yapılacak çok şey, alınacak çok yol var.
Amirler.NET - İDARE'NİN NET SESİ

9508 defa okundu...
aliveli       özeleştiri   08 Şubat 2010 Pazartesi 23:20
jandarma ile mia arasındaki ilişkiler kesinlikle yeniden düzenlenmeli amma mia nında jandarma komutanına sicilini ilçe başkanı veya il genel meclisi üyesinin etkisi altında kalmadan vermesi için de gerekli düzenleme yapılmalı diye düşünmekteyim...
Hüseyin Yavuzdemir       Jandarmanın bugünkü hali   08 Şubat 2010 Pazartesi 01:21
Jandarma Teşkilatı, polis teşkilatının görev alanı dışında kalan yerlerde polisin yaptığı işleri yapan silahlı bir zabıta gücüdür..Hiyerarşik düzen içinde Jandamanın il, ilçe ve bölge teşkilatları Jandarma Genel Komutanlığına, o da askeri yönden Genel Kurmay Başkanlığına bağlıdır. 12 Eylül 1980 den önce Mülki İdare Amirlerinin Jandarma üzerindeki etkinliği yeterli düzeyde sağlanmış iken , bu tarihten sonra Jandarma Teşkilatı üzerinde mülki idare amirlerinin yetkileri oldukça kısıtlanmıştır.Ben bunu sivil otoriteye güvensizlik olarak algılıyorum ve demokratik anlayışa ayrıkı görüyorum. Vali ve Kaymakam Jandarma Komutanına sicil verememekle birlikte izin dahi verememekte, jandarma personelinin il içinde görev yerlerini de belirleyememektedir. Kısacası sadece göstermelik bir şekilde mülki idare amiri, jandarmanın üstü imiş gibi görünmektedir. İl Jandarma Komutanları üzerinde, Jandarma Bölge Komutanları etkin durumda olmakta, Valiler daha geri planda kalmaktadır.Bugünkü hali ile sadece mülki görevleri açısından Jandarma, Mülki İdare Amirlerine bağlı görünmektedir.Jandarma üzerinde mülki idare amirlerinin etkinliğinin artırılması yukarıda açıklamaya çalıştığımız konularda mülki idare amirlerinin yetkilendirilmesi ile mümkün olabilir.
Nahit Erdem       sicil   07 Şubat 2010 Pazar 23:37
1992 yılında 2803 sayılı Jandarma Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda yapılan değişiklikle valilere il ve ilçe jandarma komutanlarına sicil verme yetkisi verildi.Subay ve astsubay sicil amirleri yönetmelikleri kanuna aykırı olduğu için bu yetki valilerce kullanılmadı.Herhangibir valilikçe kanuna aykırı bu yönetmeliğin iptali davası açılırsa bu yetki kullanılabilir.Ancak esas çözüm Uzman Jandarma Kanununda yer alan mülki amirlerin İl İdaresi Kanunundan kaynaklanan yetkileri mülki teşkilata tabi jandarma birliklerinde görevli personel için geçerlidir şeklindeki bir maddeyi 2803 sayılı Kanuna ekleyerek sicille birlikte denetim,disiplin ve açığa alma yetkilerini elde etmektir.
metin sahin       neredeyse   07 Şubat 2010 Pazar 18:42
Neredeyse jandarma komutanları mülki idare amirlere sicil verrmeye başladı.1967 den önceki gibi mülki idare amşirleri jandarma komutanları sicil vermeli.Haydi bakalım protokolun kaldırılması gibşii bu da sağlanacak mı..Yoksa gaz verme mi diyecekler.
Çok okunanlar Çok yorumlananlar
Son 1 gün içinde eklenmiş haber bulunamadı.
» 2010 Mülki İdare Kararnamesi
» Şaşırtan Kaymakam Haberi
ANKET Diğer Anketler
12 Eylül 2010 Referandumunda ülke menfaatlerine en uygun sonuç hangisi olur.
EVET ÇIKMALI
HAYIR ÇIKMALI
» Tüm yazarları göster
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
Tüm hakları sakldır
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Amirler.NET - İdarenin NET Sesi
Telefon:
Eposta: iletisim@amirler.net